top of page

ABD’nin süper güçten Normal güce düşüşün matematiksel kanıtları;

Yazar: End. Müh. Ozan KAŞ

11.03.2026

   ABD 2026 yılı itibari ile 250. yaşını doldurmuş küçülen bir güç haline gelmiş durumdadır. Bu durumu matematiksel olarak gözler önüne sermeye çalışacağız. 

   Amerika Birleşik Devletleri’nin son İran saldırısı ile beraber zayıflayan bir kuvvet olduğunu dünyaya gösterdiğini düşünüyorum. Bütün meşruiyetini yitirmişcesine, haksızca her yere saldırıyor ve yaramaz bir çocuk gibi etrafındaki her şeyi dağıtıyor. Bu gücün gerileyişinin en büyük göstergesi 1945-1960 yılları arasında ABD'nin tek başına dünya üretiminin yaklaşık %50’sini gerçekleştirebiliyorken 2025 sonu itibari ile bu oranın %12’ye düşmesi, yine 1945 sonrasında Dünya ticaretinde en büyük söz sahibi iken ve üretme kapasitesinin gücünü de arkasına alarak yerel parasını dünyada rezerv para haline getirmişken şu an bu durumun büyük oranda ortadan kalkmış olmasıdır.

1940'lı yıllardan beri askeri gücünü  arttıran ABD'de 2000’li yılların başında  zirveyi görmüş ve dünyadaki bilgi birikiminin geometrik olarak artması ile beraber gerileme sinyalleri her geçen gün daha da belirgin olarak vermeye başlanmıştır. Tabi bu gerileme süper güçten normal bir güce, hala büyük denebilecek bir ülkeye evrilmesidir, tıpkı günümüzün İngilteresi gibi.

Bu yazıyı siyasi bir uzman olarak değil, bir mühendis olarak kaleme alıp elimden geldiğince verileri yorumlayarak anlatacağım.

   1500’lü yıllardan itibaren gelişen Avrupa 1945 yılında tamamen çöktü ve bir anda anakaradan uzak, çiçeği burnunda, Avrupa’yı Öncelerinde Naziler'den ve sonrasında Ruslar’dan “kurtaran” bir memleket çıkageldi. Bu ülke Amerika Birleşik Devletleriydi. Dünyadaki kümülatif üretimin %40’ını 1939 yılına kadar Avrupalı ülkeler yaparken ABD bir anda savaşa dahil olur ve 1945’ten sonra bu dengeler ABD lehine değişir. Dünya siyasi tarihindeki hiçbir olayın tesadüf olmaması gibi bu da bir tesadüf değildir, akıllıca atılan birkaç adımla gerçekleşmiştir.

1-Güçlü, hem nicel hem de nitel genişlikte bir donanma kurmuştur.​

2-ABD, savaş kendi topraklarında gerçekleşmediği için kalıcı ve daha maliyetli bir yıkımın altına girmemiş,

3- Avrupalı bilim insanlarını özellikle doktorlar ve mühendisleri savaş korkusu aşılayarak kendi himayeleri altına almış,

4- Devlet sanayiyi destekleyip teşvikler dağıtmış, üniversitelere fon sağlamıştır. Bunun en büyük nedeni ise askeri teknolojilerin ilerleyişine katkı sağlama isteği olmuştur.

5-Askeri sanayi için geliştirilen teknolojilerin hızlı bir şekilde paraya dönüştürülebilmesi için kapitalizm reklamları yapmış,  geliştirilen ürünlerin ve daha sonrasında üretim yöntemlerinin pazarlamasını yaparak gelir elde etmiştir (Bunun en bilinen örneği teflon tavadır, teflon ilk defa tankların ve askeri teknolojilerin su geçirgenliğini önlemek amacı ile kullanılmıştır veya motosikletler, askerleri daha ucuza, daha hızlı taşımak amacı ile ordu içerisinde yaygınlaşmıştır, sonra sivil müşterilerde).

Bu parametreler çoğaltılabilir, ancak bahsettiğim 5 önemli parametrenin ABD'yi süper güç haline getiren en önemli yapı taşları olduğunu düşünüyorum. 

Bu parametreleri baştan sonra doğru inceleyelim; 

 

1.Parametre;

    Denizlere hakim olan devletlerin ticaretteki ilerleyişi gözlemlenmiş, gemiye sahip olma oranı ile ticaret yapabilme kapasitesi arasında pozitif ve güçlü bir korelasyon olduğunu anlayıp bu gücü kullanarak, ticaret ağlarını genişletmiştir. 

​​

                                                                                 

                                                                         

 

    ​Korelasyon kat sayısı r:0,93 olarak geliyor. (Bu değerin nasıl hesaplandığını yazının en sonunda anlatacağım.) r değeri korelasyonun matematiksel olarak gösterimi iki veri arasındaki bağıntıyı ölçer 0,7-1 aralığı bu bağıntının çok güçlü olduğunu gösterir. Burada İsrail, Japonya ve Mısır ufak da olsa sapmaya neden oluyor ancak yinede bağıntının gücünü destekliyor. Japonya'da büyük bir sanayi var ancak 2. Dünya Savaşı'ndan kalan bazı askeri kısıtları ve Mısır'ın stratejik konumu kaynaklı zayıf bir ekonomisi var.

 

   Tekrar konumuza dönecek olursak,ABD’de 2. dünya savaşı itibari ile neredeyse her ay 60-80 adet arasında savaş gemisi veya ticaret gemisini suya indirme kapasitesine sahip. Bu adettin devasa bir üretim kapasitesi olduğunu şöyle kıyaslayabilirsiniz, Almanlar o yılların 2. büyük üretim kapasitesine sahip ülkesi ve ayda 20-25 adet üretim gerçekleştirebilmektedirler.( Gemiler, uçalar gibi ürünlerin üretilmesi Proje tipi üretim tipi diye literatürde geçer bu tip üretimler ciddi anlamda bilgi biriki gerektiren, standart dışında kullanılan, pahalı el alteleri veya makilerin kullanıldığı anlamı gelir.)

ABD’nin bu ölçekte bir deniz gücüne sahip olması, o dönemlerden günümüze kadar hem ticaretine hem de askerî gücüne büyük bir lojistik esneklik ve hız kazandırmıştır. Böylece adeta "mahallenin abisi" gibi dünyanın hemen her noktasına erişebilme kapasitesine sahip olmuştur. Bu yıllarda ABD’nin yaklaşık 6000, bazı kaynaklarda ise 6500 adet askeri gemisinin bulunduğu yönündedir, yani tam bir süpergüç. Ancak böylesine büyük bir yapıyı korumak çok maliyetli olduğu için zaman içerisinde küçülmeye başlamıştır, 90’larda 600 adet, 2000’lerin başlarında 450 adet şimdilerde ise 295 adet askeri  gemisi bulunmaktadır. Tabi bunun azalması teknolojinin ilerlemesi ile doğaldır çünkü daha fazla işi daha az araç yapar oldu ama aynı anda her yerde bulunma özelliğini götüren bir azalmaya neden oldu. 

 

   Bir başka noktada da sermayenin doğuya, özellikle Çin’e kayması. Burada da ABD en önemli üretme özelliği ile beraber bilgi birikimini , kapitalizmi yayma uğruna Çin ve diğer Asya memleketlerine  kaptırdı. En basitinden Apple ürünleri, Apple  ilk kurulduğu yıllardan sonra uzun bir süre üretimlerini ABD’de yaptırdı sonra ürünleri daha fazla kitleye kazandırmak için üretim kapasitesini ve hızını arttırma ihtiyacı hisseti böylelikle kendi bildiği ve yaptığı işi daha ucuza yaptırmak için  ucuza çalışan Çinlilere yaptıra kararı aldı. Üretim tekniklerini , daha önce yaptığı optimizasyonları, Çinlilere öğretti ve onlarda bu bilgiyi uzun üzere Apple’nın sponsorluğunda öğrettti. Çinliler bata çıka öğrendiği seri üretim işlerini, kendileri markalar kurarak Apple gibi devlere meydan okur hallere geldiler. ABD Çin’e neyi ucuza yaptırdıysa o alanda kendilerine rakip yarattılar, tersanecilikte, kişisel kullanım alınında olan teknolojilerde cep telefonu, akıllı saat, bilgisayar, otomobil gibi ama henüz havacılık sektöründe rakip değiller ama Avrupa bunu Airbus ile sunuyor. Airbus da Çin’deki iç piyasadaki ihtiyaç pazarını gördüğü için offset anlaşmaları yaparak 2008 yılında montaj tesislerini kurdu. Havacılığı da Çin’e kaptıracaklar gibi duruyor.

 

   ABD’de Trump öncesine kadar uluslararası hukuku tanırdı (!) yine kendilerine göre evirirlerdi ancak bu sefer öyle değil freni patlamış kamyon gibi hukuk tanıdığı yok. Irak’da kimyasal silah var bahanesi ile hukuku bir şekilde ayarlayıp uluslar arası diğer emperyal güçlerileri arkasına alıp saldırmışlardı bu sefer öyle değil. Neyse çok fazla alanım dışına çıktım tekrar verilere geri dönelim.

2. Parametre; Kendi Toprakalrında Savaşmamak

ABD Amerikan İç Savışından beri yaklaşık 160 yıldır kendi topraklarında savaş görmedi, sadece savaşa göre çok daha küçük sayılabilecek, 1941 Pearl Harbor baskını ve 2001 saldırılarını saymazsak. Bir ülke kendi topraklarında savaşmazsa ciddi bir maddi kayıptan kaçınmış olur. Tabi askeri maliyetleri vardır ama kendi toprakalarındaki  yıkımı savaş sonrasında tazmin etmek durumunda kalmaz. 2. Dünya savaşı sonrasında yıkıma uğramış olan Avrupa'nın 2025 enflasyon değerleri ile hesaplandığıda yaklaşık 7 milyar USD harcandığı düşünülmektedir ve Avrupa memleketleri bu parayı 1945-1960 yılları arasında harcamıştır. ABD'de Marshall yardımları kapsamında 180 milyar USD'sine katlandığı yani %2,6'sına katlamıştır ve yıllarca bu ufak katkının reklamını yapmıştır.

Eğer bu yıkım aynı miktarda  ABD'de olmuş olsaydı ABD'nin yaklaşık 2,5 yıllık toplam gelirine eşit olacaktı ve zaman karşı olan bu yarışta ABD geri kalmış olacaktı.ABD bu parametreye göre hala oyundadır, çünkü kendi topraklarında hala savaş yaşamadığı için, bu parametreyi hala lehlerine koruyorlar.

3.Parametre; Bilime İnsana Yatırım Oranı

  ABD hala insana yatırım yapıyor ama bazı güven sorunları ve yaşam koşullarının zorlaşmasından kaynaklı cazibesi yitirmeye başlamış durumdadır, son zamanlarda yaşanan ABD'de yeni kurulan ICE ekiplerinin göçmen avı yapması, Covid sonrasında H1-B vizesinin zorlaşması, hızlı kırılgan ekonomik yapısı gibi konuları kaynaklı insan kaybetmekte. Bunun gibi nedenlerden dolayı artan mühendislik ve sağlık hizmetleri maliyeti, ülkenin refahını aşağıya çekmeye başladı. OECD verilerine göre Dünya'da yayınlanan akademik makalelerin  oranı ABD'nin ciddi bir şekilde tahtını sarsmaktadır.

 

​4.Parametre

   ABD hala ciddi bir miktarda ARGE yatırımlarını desteklemektedir, bu bir ABD politikası ama GYHM'ye göre oranı gittikçe azalmıştır,mesle 1995'de azalmışken Obama döneminde  bu oran​ artar, %3 gbi artışla bile dünyayı derinden etkileyen buluşlar, Facebook, Apple cep telefonları gibi bilgi içerikli ciddi ürünler ortaya konmuştur ve dünyanın kaderi değişmiştir, neden kaderi değişmiş diyorum, internet ihtiyacı sadece evlerde veya ofislerde değil sokakta ve sürekli hale gelmiştir, ama bu teknoloji atılımları çok hızlı bir şekilde Asya'ya  kaptırmıştır. 2G teknoloji Avrupa'da geliştirilmiş,ABD devlet yatırımları ile ABD'li üniversiteler 3G'yi ve sonrasında 4G'yi ilerletmiştir, ama 2020 sonrasında 5G teknolojisini Çin (Türk bilim insanı ERDAL ARIKAN'ın katkıları ile) geliştirmiştir.

5.Parametre; Askeri teknolojilerin, sivilleşip halka kazandırılması. (military-industrial innovation cycle)

   Askeri teknolojiler, gelişim aşamalarında çok pahalıdır, çünkü çok ciddi ARGE çalışmaları yapılır.Burada, mühendis, doktor, işçi maaşları ürün çıkana kadar uzun yıllar boyunca verilir ve bu süreçte deneme-yanılmalarda olduğu için bir sürü makine, üretim tekniği gibi yöntemler denenir, bunlar uzun zamanlar da sürdüğü için çok maliyetlidir. (Genelde ARGE'lere yatırılan 100 birim paranın 30 birimi reel hayata geçer,zaman da cabası) ABD Bu süreçlerde hala güçlü konumdadır, hala çok ciddi yatırımlar yapıyor. Yatırım yaptıkları kuruluşlar Office of Naval Research, Air Force Research Laboratory gibi devlet kuruluşlarına veya Lockheed Martin gibi özel kuruluşlara fon olarak paralar aktarmaktadır, ama ABD'de bu bütçeleri eskisine göre bütçesine ve USD enflasyonuna göre her yıl azaltmakta, rakipleri Çin, Hindistan, Türkiye gibi ülkeler ise bu yatırımları arttırıyor. Bu tip durumlarda bütçeler düşmeye başladıktan sonra ve rakiplerin de sizden daha fazla yatırım yaptığınızı gözlemlediğinizde, teknik ekiplerde moral motivasyon düşüşleri ile beraber gelen yavaşlama veya direkt yatırım yapan yerlere beyin göçü gibi yaşanıyor, bu durumun çıktısı da ülke için ticari kayıplara neden oluyor, mesela askeri teknolojiler için kullanılan Drone'lar bugün Çin'li DJI firması tarafından sivil kullanıl amaçlı satışta, taşımacılık, tarım veya kişisel kullanım amaçlı Çin'e para getiriyor.

 

Ekran Resmi 2026-03-14 08.21.55.png
Ekran Resmi 2026-03-15 00.29.03.png
Ekran Resmi 2026-03-15 01.16.11.png
Ekran Resmi 2026-03-15 01.44.56.png
Erdal ARIKAN.jpeg

5G Teknolojisinin gelişimine katkı sunan Türk Bilim insanımız, Erdal ARIKAN

bottom of page